ESL ne demek ?

Yurek

Global Mod
Global Mod
Kadın bir yazılım mühendisi son derece stratejik çalışabilir. Erkek bir öğretmen öğrencisinin duygusal çekincelerini çok güçlü biçimde fark edebilir. Yaş, kişilik, meslek, kültür, önceki eğitim deneyimi ve öğrenme motivasyonu çoğu zaman çok daha anlamlı farklılıklar yaratır.

ESL sınıfının güzelliği de burada ortaya çıkar: Aynı hedefe giden insanların yöntemleri tamamen farklı olabilir.

Bir ESL Öğrencisinin Gerçek Hayattaki Stratejisi Nasıl Olabilir?

Diyelim ki Mehmet İngilizce konuşurken sürekli hata yapıyor. Önündeki iki seçenek oldukça klasik:

Birincisi, “Önce bütün grameri bitireyim, sonra konuşurum.”

İkincisi, “Konuşmaya başlayayım, hatalarımı zamanla düzeltirim.”

İkinci yaklaşım çoğu öğrenen için daha işlevsel olabilir çünkü dil yalnızca zihinsel bir bilgi değil, aynı zamanda kullanılabilen bir beceridir.

Ancak strateji burada önemlidir.

Mehmet her gün 30 dakika konuşma pratiği yapabilir. Bir gün iş hayatı, başka gün seyahat, sonraki gün hobiler hakkında konuşabilir. Konuşmalarını kaydedip sık yaptığı hataları not edebilir. Daha sonra sadece o hatalara çalışabilir.

Bu yöntem “İngilizcede ne varsa öğreneyim” yaklaşımından daha hedefli olabilir.

Örneğin sürekli “I am agree” diyorsa, bütün İngilizce gramerini baştan öğrenmesine gerek yoktur. Öncelikle agree fiilinin kullanımını öğrenmesi yeterli olabilir.

Dil öğreniminde bazen en büyük ilerleme, daha fazla bilgi toplamaktan değil, doğru problemi bulmaktan gelir.

ESL Öğrenirken Empatinin Gücü

Dil öğrenmek oldukça kişisel bir deneyimdir.

Bir insan kendi ana dilinde son derece özgüvenliyken İngilizce konuşurken bir anda çocuk gibi hissedebilir. Çok basit bir cümleyi söylemeden önce kafasında beş farklı senaryo dönebilir:

“Acaba gramer doğru mu?”

“Ya telaffuzum kötüyse?”

“Karşımdaki anlamazsa?”

“Ya gülerse?”

İşte burada öğretmenin veya konuşma partnerinin yaklaşımı büyük önem kazanabilir.

Hataları sürekli düzeltmek yerine, iletişim kurulmasını teşvik eden bir ortam oluşturmak öğrencinin konuşma cesaretini artırabilir. Bu da ESL eğitimini sadece akademik değil, aynı zamanda sosyal bir deneyim haline getirir.

Özellikle konuşma korkusu yaşayan bir öğrenci için “Yanlış yaptın” demek yerine “Ne demek istediğini anladım, bunu şöyle de söyleyebilirsin” yaklaşımı çok daha yapıcı olabilir.

Çünkü dil öğrenen kişi aslında yalnızca kelime öğrenmiyor; aynı zamanda yeni bir iletişim kimliği oluşturuyor.

ESL Öğrencilerinin En Komik Anları Neden Bu Kadar Unutulmaz?

Dil öğrenirken yapılan hataların bazıları yıllar sonra bile hatırlanır.

Bir öğrenci “sheet” demeye çalışırken yanlış telaffuz edebilir. Başka biri “I am boring” diyerek aslında “I am bored” demek ister ama kendisini istemeden “Ben sıkıcıyım” ilan eder.

Bir başka öğrenci ise restoranda sipariş verirken öğrendiği yeni kelimeyi kullanmak için o kadar heyecanlanır ki cümleyi gereğinden fazla karmaşıklaştırır.

Garson muhtemelen sadece “Still or sparkling?” diye soruyordur.

Öğrenci ise zihninde Birleşmiş Milletler konuşması yapmaktadır.

İşin güzel tarafı, bu hatalar öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.

Bir kelimeyi yanlış kullanmak bazen onu doğru kullanmaktan daha kalıcı bir ders bırakır. Çünkü artık o kelime yalnızca sözlükteki bir tanım değildir; bir anıya dönüşmüştür.

ESL Öğrenenler İçin En Etkili Yaklaşım Hangisi?

Tek bir yöntem herkese uymaz.

Kimi insan yazarak öğrenir. Kimi dinleyerek. Kimi konuşarak. Kimi ise bir şeyi gerçek hayatta kullanmadan öğrenemediğini fark eder.

Bu yüzden ESL öğreniminde kişiselleştirilmiş yaklaşım değerlidir.

Bir öğrenci için kelime kartları çok etkili olabilirken başka biri için film izlemek daha yararlı olabilir. Bir başkası için konuşma kulübü, bir diğeri için yazma günlüğü daha uygun olabilir.

Önemli olan yöntemi romantikleştirmek değil, sonuçlarını gözlemlemektir.

“Bu yöntem bende gerçekten işe yarıyor mu?”

“Öğrendiğim kelimeleri bir hafta sonra hatırlıyor muyum?”

“Konuşurken daha rahat mıyım?”

“Dinlediğim İngilizceyi daha iyi anlıyor muyum?”

Bu sorular, öğrenme sürecini daha bilinçli hale getirebilir.

ESL, Aslında Bir Dil Etiketinden Fazlası

ESL kelimesini yalnızca “English as a Second Language” şeklinde ezberlemek kolaydır. Asıl mesele ise bu üç harfin arkasındaki insanları görebilmektir.

Çünkü ESL öğrencisi tek tip değildir.

İstanbul'da İngilizce öğrenen üniversite öğrencisi başka bir deneyime sahiptir. Londra'ya yeni taşınmış bir mühendis başka bir deneyime. Çok dilli bir öğrenci başka bir deneyime. Yıllardır İngilizce konuşan ancak akademik yazma konusunda zorlanan bir akademisyen ise bambaşka bir deneyime sahiptir.

Bu nedenle ESL hakkında konuşurken “öğrenci” kelimesinin arkasındaki kişiyi unutmamak gerekir.

Belki de en güzel tarafı budur: Bir dili öğrenirken aslında yalnızca yeni kelimeler edinmeyiz. Dünyayı başka bir pencereden görmeye başlarız.

Bir süre sonra “ESL ne demek?” sorusu yerini daha ilginç bir soruya bırakır:

“Bir insan yeni bir dili öğrenirken kendisinin hangi yeni taraflarını keşfeder?”

Belki de dil öğrenmenin asıl macerası tam burada başlıyor.

Ve evet, üç harf hâlâ ESL.

Ama artık o üç harfin içinde sadece bir eğitim terimi değil; yeni bir ülke, yeni insanlar, yeni iletişim biçimleri, komik hatalar, küçük zaferler ve bazen de “Bunu İngilizce nasıl söyleyeceğim?” diye başlayan uzun sohbetler var.

İngilizce öğrenen herkesin hikâyesi farklı. Kimi kelime listesiyle, kimi kahve sohbetiyle, kimi iş görüşmesiyle, kimi de yanlış söylediği bir kelimeyi yıllarca hatırlayarak öğreniyor.

Belki de iyi bir ESL deneyiminin ölçüsü, hiç hata yapmamak değildir.

Hata yaptıktan sonra konuşmaya devam edebilmektir.
 
Üst