Farya Hangi Bölümde Ölüyor? Muhteşem Yüzyıl Kösem’de Farya’nın Sonu Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme
Farya Hangi Bölümde Ölüyor? Ölüm Sahnesinin Gerçek Anlamı
Muhteşem Yüzyıl Kösem’i izlerken Farya karakterinin hikâyesinin nereye gideceğini merak edenlerden biriydim. Özellikle karakterin Sultan Murad’la ilişkisinin giderek saray dengelerinin merkezine yerleşmesi, Farya’nın yalnızca bir aşk hikâyesinin parçası olmadığını düşündürüyordu. Bu nedenle ölümünün geldiği bölüm, benim açımdan yalnızca “bir karakter öldü” şeklinde değerlendirilebilecek sıradan bir dizi gelişmesi değildi. Farya’nın ölümü, Murad’ın özel hayatı ile saray siyaseti arasındaki çizginin tamamen ortadan kalktığı anlardan biriydi.
Öncelikle sorunun doğrudan cevabını verelim: Farya, Muhteşem Yüzyıl Kösem’in 2. sezonunun 22. bölümünde, yani dizinin genel sıralamasında 52. bölümde ölüyor. Bölüm kaynaklarında bu bölüm “Farya’nın Katli” adıyla geçiyor. Bölümde Farya’nın odasından ses gelmemesi üzerine şüpheleniliyor; Sultan Murad odaya girdiğinde Farya’nın cansız bedeniyle karşılaşıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bazı yayınlarda bölüm numarası yalnızca “22. bölüm” olarak verilirken, dizinin genel bölüm sıralamasında aynı yapım 52. bölüm olarak geçiyor. Bu nedenle internette “Farya 22. bölümde mi, 52. bölümde mi öldü?” şeklinde bir karışıklıkla karşılaşmak mümkün. Aslında iki bilgi de aynı bölümü ifade ediyor. Dönemin haberlerinde de Farah Zeynep Abdullah’ın canlandırdığı Farya’nın 2 Mayıs 2017’de yayımlanan 22. bölümde diziden ayrıldığı belirtilmişti.
Farya’nın Ölümü Nasıl Gerçekleşiyor?
Farya’nın ölümü, dizinin anlatımında oldukça sert bir dönüm noktası olarak kuruluyor. Resmî bölüm tanıtımının dolaşıma giren içeriğinde de bölümün Farya’nın öldürülmesi etrafında şekillendiği görülüyor. Bölüm sonunda Murad, Farya’nın cansız bedeniyle karşılaşıyor ve bunun ardından intikam duygusuyla hareket etmeye başlıyor.
Bu sahnenin etkili tarafı, ölümün yalnızca Farya’nın hikâyesini kapatmaması. Aynı zamanda Murad’ın karakter gelişiminde de yeni bir aşama oluşturması. Farya’nın ölümüyle birlikte Murad açısından aşk, aile, iktidar ve intikam birbirine daha fazla karışıyor.
Bence burada dizinin güçlü olduğu nokta, ölüm sahnesini tek başına bırakmaması. Farya’nın daha önce yaşadığı saldırılar, hamileliği, Ayşe Sultan ile yaşadığı gerilimler ve saray içindeki güvensizlik ortamı düşünüldüğünde, karakterin ölümünün öncesinde ciddi bir dramatik hazırlık bulunuyor. Örneğin daha önce yayımlanan bölümlerde Farya’nın hamileliği sarayda büyük bir krize dönüşmüş ve Ayşe Sultan’ın Farya’ya karşı ciddi bir tepki geliştirdiği açıkça tanıtılmıştı.
Farya Neden Bu Kadar Tartışmalı Bir Karakterdi?
Farya karakteri izleyiciyi iki farklı noktaya çekebilen bir karakterdi. Bir tarafta kendi kararlarını vermeye çalışan, saray düzenine kolayca uyum sağlamayan ve Murad’a karşı duygularını açıkça ortaya koyan bir kadın vardı. Diğer tarafta ise bu bağımsız tavırları, saray içindeki dengeleri daha da kırılgan hale getiren bir karakter bulunuyordu.
Bu noktada Farya’yı yalnızca “iyi” veya “kötü” diye değerlendirmek bana göre karakterin bütün karmaşıklığını kaçırmak anlamına geliyor.
Çünkü Farya’nın davranışlarının önemli bir bölümü içinde bulunduğu koşullarla bağlantılı. Sarayda güvenin sınırlı olduğu, siyasi hesapların kişisel ilişkilerle iç içe geçtiği bir ortamda karakterlerden tamamen rasyonel veya tamamen duygusal davranmalarını beklemek zaten gerçekçi değil.
Üstelik Farya’nın hikâyesinde kadın karakterlerin yalnızca duygusal konumda gösterildiğini söylemek de doğru olmaz. Kösem, Ayşe ve Farya farklı biçimlerde karar alan, plan yapan ve sonuçları göze alan karakterler olarak karşımıza çıkıyor.
Aynı şekilde erkek karakterleri sadece “stratejik ve çözüm odaklı” şeklinde sınıflandırmak da eksik kalır. Murad’ın kararlarında stratejik hesap kadar öfke, aşk, korku ve kayıp duygusu da belirleyici olabiliyor. Silahdar gibi erkek karakterlerde ise sadakat ve ilişkisel bağlar siyasi kararların önüne geçebiliyor.
Yani diziyi cinsiyet üzerinden “erkekler akılla, kadınlar duyguyla hareket ediyor” şeklinde okumak bence fazla basit olur. Daha doğru yaklaşım, karakterlerin aynı anda hem stratejik hem duygusal davranabildiğini kabul etmek.
Kadın ve Erkek Karakterlerin Yaklaşımlarını Nasıl Okumalıyız?
Forumlarda bu tür diziler tartışılırken zaman zaman kadın karakterler için “duygusal”, erkek karakterler için ise “mantıklı” gibi genellemeler yapılıyor. Fakat Farya’nın hikâyesi bu ayrımın ne kadar yetersiz olabileceğini gösteriyor.
Farya bazı anlarda ilişkilerini korumaya odaklanırken bazı anlarda oldukça stratejik kararlar alıyor. Kösem’in davranışlarında da hem korumacı ve ilişkisel taraf hem de iktidar hesabı aynı anda görülebiliyor. Murad ise bir hükümdar olarak stratejik kararlar almak zorunda olmasına rağmen Farya söz konusu olduğunda son derece kişisel tepkiler verebiliyor.
Bu nedenle karakterleri cinsiyetlerine göre değil, içinde bulundukları koşullara göre değerlendirmek daha sağlıklı.
Bir erkek karakterin ilişkisel davranması onu daha az stratejik yapmadığı gibi, bir kadın karakterin politik hesap yapması da onu duygusuz hale getirmiyor. İnsanların davranışları çok daha çeşitli.
Farya’nın hikâyesi tam da bu nedenle ilginç: karakter bir yandan sevdiği insanla bağ kurmak isterken diğer yandan hayatta kalmaya ve sarayda kendine yer açmaya çalışıyor.
Farya Hangi Bölümde Ölüyor? Ölüm Sahnesinin Gerçek Anlamı
Muhteşem Yüzyıl Kösem’i izlerken Farya karakterinin hikâyesinin nereye gideceğini merak edenlerden biriydim. Özellikle karakterin Sultan Murad’la ilişkisinin giderek saray dengelerinin merkezine yerleşmesi, Farya’nın yalnızca bir aşk hikâyesinin parçası olmadığını düşündürüyordu. Bu nedenle ölümünün geldiği bölüm, benim açımdan yalnızca “bir karakter öldü” şeklinde değerlendirilebilecek sıradan bir dizi gelişmesi değildi. Farya’nın ölümü, Murad’ın özel hayatı ile saray siyaseti arasındaki çizginin tamamen ortadan kalktığı anlardan biriydi.
Öncelikle sorunun doğrudan cevabını verelim: Farya, Muhteşem Yüzyıl Kösem’in 2. sezonunun 22. bölümünde, yani dizinin genel sıralamasında 52. bölümde ölüyor. Bölüm kaynaklarında bu bölüm “Farya’nın Katli” adıyla geçiyor. Bölümde Farya’nın odasından ses gelmemesi üzerine şüpheleniliyor; Sultan Murad odaya girdiğinde Farya’nın cansız bedeniyle karşılaşıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bazı yayınlarda bölüm numarası yalnızca “22. bölüm” olarak verilirken, dizinin genel bölüm sıralamasında aynı yapım 52. bölüm olarak geçiyor. Bu nedenle internette “Farya 22. bölümde mi, 52. bölümde mi öldü?” şeklinde bir karışıklıkla karşılaşmak mümkün. Aslında iki bilgi de aynı bölümü ifade ediyor. Dönemin haberlerinde de Farah Zeynep Abdullah’ın canlandırdığı Farya’nın 2 Mayıs 2017’de yayımlanan 22. bölümde diziden ayrıldığı belirtilmişti.
Farya’nın Ölümü Nasıl Gerçekleşiyor?
Farya’nın ölümü, dizinin anlatımında oldukça sert bir dönüm noktası olarak kuruluyor. Resmî bölüm tanıtımının dolaşıma giren içeriğinde de bölümün Farya’nın öldürülmesi etrafında şekillendiği görülüyor. Bölüm sonunda Murad, Farya’nın cansız bedeniyle karşılaşıyor ve bunun ardından intikam duygusuyla hareket etmeye başlıyor.
Bu sahnenin etkili tarafı, ölümün yalnızca Farya’nın hikâyesini kapatmaması. Aynı zamanda Murad’ın karakter gelişiminde de yeni bir aşama oluşturması. Farya’nın ölümüyle birlikte Murad açısından aşk, aile, iktidar ve intikam birbirine daha fazla karışıyor.
Bence burada dizinin güçlü olduğu nokta, ölüm sahnesini tek başına bırakmaması. Farya’nın daha önce yaşadığı saldırılar, hamileliği, Ayşe Sultan ile yaşadığı gerilimler ve saray içindeki güvensizlik ortamı düşünüldüğünde, karakterin ölümünün öncesinde ciddi bir dramatik hazırlık bulunuyor. Örneğin daha önce yayımlanan bölümlerde Farya’nın hamileliği sarayda büyük bir krize dönüşmüş ve Ayşe Sultan’ın Farya’ya karşı ciddi bir tepki geliştirdiği açıkça tanıtılmıştı.
Farya Neden Bu Kadar Tartışmalı Bir Karakterdi?
Farya karakteri izleyiciyi iki farklı noktaya çekebilen bir karakterdi. Bir tarafta kendi kararlarını vermeye çalışan, saray düzenine kolayca uyum sağlamayan ve Murad’a karşı duygularını açıkça ortaya koyan bir kadın vardı. Diğer tarafta ise bu bağımsız tavırları, saray içindeki dengeleri daha da kırılgan hale getiren bir karakter bulunuyordu.
Bu noktada Farya’yı yalnızca “iyi” veya “kötü” diye değerlendirmek bana göre karakterin bütün karmaşıklığını kaçırmak anlamına geliyor.
Çünkü Farya’nın davranışlarının önemli bir bölümü içinde bulunduğu koşullarla bağlantılı. Sarayda güvenin sınırlı olduğu, siyasi hesapların kişisel ilişkilerle iç içe geçtiği bir ortamda karakterlerden tamamen rasyonel veya tamamen duygusal davranmalarını beklemek zaten gerçekçi değil.
Üstelik Farya’nın hikâyesinde kadın karakterlerin yalnızca duygusal konumda gösterildiğini söylemek de doğru olmaz. Kösem, Ayşe ve Farya farklı biçimlerde karar alan, plan yapan ve sonuçları göze alan karakterler olarak karşımıza çıkıyor.
Aynı şekilde erkek karakterleri sadece “stratejik ve çözüm odaklı” şeklinde sınıflandırmak da eksik kalır. Murad’ın kararlarında stratejik hesap kadar öfke, aşk, korku ve kayıp duygusu da belirleyici olabiliyor. Silahdar gibi erkek karakterlerde ise sadakat ve ilişkisel bağlar siyasi kararların önüne geçebiliyor.
Yani diziyi cinsiyet üzerinden “erkekler akılla, kadınlar duyguyla hareket ediyor” şeklinde okumak bence fazla basit olur. Daha doğru yaklaşım, karakterlerin aynı anda hem stratejik hem duygusal davranabildiğini kabul etmek.
Kadın ve Erkek Karakterlerin Yaklaşımlarını Nasıl Okumalıyız?
Forumlarda bu tür diziler tartışılırken zaman zaman kadın karakterler için “duygusal”, erkek karakterler için ise “mantıklı” gibi genellemeler yapılıyor. Fakat Farya’nın hikâyesi bu ayrımın ne kadar yetersiz olabileceğini gösteriyor.
Farya bazı anlarda ilişkilerini korumaya odaklanırken bazı anlarda oldukça stratejik kararlar alıyor. Kösem’in davranışlarında da hem korumacı ve ilişkisel taraf hem de iktidar hesabı aynı anda görülebiliyor. Murad ise bir hükümdar olarak stratejik kararlar almak zorunda olmasına rağmen Farya söz konusu olduğunda son derece kişisel tepkiler verebiliyor.
Bu nedenle karakterleri cinsiyetlerine göre değil, içinde bulundukları koşullara göre değerlendirmek daha sağlıklı.
Bir erkek karakterin ilişkisel davranması onu daha az stratejik yapmadığı gibi, bir kadın karakterin politik hesap yapması da onu duygusuz hale getirmiyor. İnsanların davranışları çok daha çeşitli.
Farya’nın hikâyesi tam da bu nedenle ilginç: karakter bir yandan sevdiği insanla bağ kurmak isterken diğer yandan hayatta kalmaya ve sarayda kendine yer açmaya çalışıyor.